İnsanlarımızın hayran olduğum bir mizah zenginliği ve pratik zekaları var.
Biri aşağıdaki fotoğrafı; Leonardo Da Vinçi'nin ünlü tablosuna gönderme yaparak '' Son Akşam Yemeği '' diyerek internet ortamında paylaşmış.
Haksız da sayılmaz hani,... Bu manzarayı İzmir'de yaşarken ben de görmüştüm. Karşıyaka Sahilinde bir banka şubesinin hemen yanındaki kafede birtakım insanlar, zemini tutan sütunların çatlamış, kırılmış olmasına ve orada işçilerin çalışmasına da aldırmadan oturuyorlardı.
Bu gerçekten son yemekleri de olabilirdi.
Sık sık düşünürüm ( Belki de bunun nedeni çok sevdiğim bazı insanları genç yaşlarında kaybettiğim içindir ) güzel ya da beni mutlu eden bir şeyi yaşarken '' belki şu an bunu son kez yaşıyor olabilirim. '' derim.
Bazen başka durumlarda da olur bu.
Bursa'da yaşadığımız yıllarda babamın bazı kronik hastalıkları ilerlemeye başlamıştı. Biraz değişiklik olsun diye onu, bir gün Bursa'nın meşhur bir kebapçısına götürmüştüm. O gün babam, genelde iştahlı biri olmasına rağmen yemeğini yiyememişti ve ben bunun onunla son yemeğimiz olduğunu hissetmiştim. Öyle de olmuş, kısa bir süre sonra vefat etmişti.
Bazen de bu son vedaları hiç bilemeyiz.
Yıllar önce çok yakın bir arkadaşım vardı, aynı yüksek okulda ve sıralarda okumuştuk. Bir sokak arayla da aynı mahallede oturuyorduk. Birlikte ders çalışır, gezer, seyahatlere çıkar ve neredeyse hiç ayrılmazdık. İsmi Cihangül idi. Hemen hemen her akşam, iş çıkışı buluşup evlerimize giderdik. Çok sevdiğimi bildiğinden kendisine alıp yarısını da bana ayırdığı çikolatayı verir, ayrılırken de beni bir daha görmeyecekmiş gibi sıkıca sarılarak yanaklarımdan öperdi. Sevgisini mutlaka böyle bedensel temaslarla gösterirdi.
O sıralarda bir gün, arkadaşım iş yerinde bayılmış. Ofisin diğer elemanları onu hemen hastaneye yetiştirmişler. Beyin kanaması geçiren arkadaşım üç gün komada kaldıktan sonra hayata veda etmişti. Ofis çalışanları, çok yakın arkadaş olduğumuzu bildikleri için ailesine verilmek üzere çantasını içindekileri de göstererek bana teslim etmişlerdi. Çantasında yarım bir çikolata vardı, diğer yarısı ise yediği son çikolataydı.
Ölmeden dört gün önce otobüsten inerken sarılıp, yanağıma kondurduğu öpücük de bana son vedasıydı.
Her an her şeye veda edeceğimizi hiç akıldan çıkarmadan, sevdiklerinize hayatın kesin veda gününe kadar sıkıca sarılmanız dileğiyle, esen kalınız.
Maalesef hayat çok kısa kimin ne zaman ne olacağı da belli değil.onun için hayatı doya doya yaşamak lazım diye düşünüyorum.
emel hanım yine yapmışsınız yapacağınızı çok güzel bie yazı. insan okurken aklına bazı kendi yaşanmışlıkları geliyor. iyiki varsınız. ayrıca sizin bu güzel yazılarınıza yer verdiği için gazetnin ilgililerinede teşekkür ediyorum
biz teşekkür ederiz Kemal bey,