A Milli Futbol Takımımız maça, kendisini bilerek çıktı. Gerçekçi bir oyun ortaya koydu. Rakibimiz İspanya’yı haklı olarak çok ciddiye aldı ama korkak oynamadı.
Millilerimiz 4 gün önce oynanan bir önceki Bulgaristan maçındaki ilk 11 oyuncularından, Merih Demiral ve Ferdi Kadıoğlu hariç, tam 9 oyuncu değişikliği ile maça başladı.
Abdulkerim Bardakçı sakat, İsmail Yüksek kart cezalısıydı. Teknik Direktörümüz Montella, Kaptan Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu ve Kenan Yıldız'ı Sarı Kart görmeleri halinde Play Off maçlarında oynayamayacak olmaları öngörüsüyle, bu yıldızlarımızı haklı olarak il 11’e almadı. Maçın devamında da 5 oyuncu değişikliğini bunlardan farklı oyunculara kullandı.
Kalecimiz Uğurcan’ın da bir önceki İspanya maçında 6 gol yemesi nedeniyle, psikolojik olarak bu maçta onun yerine Altay Bayındır’ı kaleye aldı.
Milli Takımımız adına maçın en iyileri, öncelikle panter kalecimiz Altay Bayındır ve Barış Alper diyebiliriz. Açıkçası millilerimizde vasat oyuncu bile yoktu. En kötüsüne iyi diyebileceğimiz bir oyun ortaya koydular ve sergilediler.
1.90’lık Genç yıldızımız Porto’nun da yıldızı Deniz Gül çıktığı ilk 11’lik ilk Milli maçında, 35. dakikada hem de aylardır kalesinde gol dahi görmeyen İspanya’ya karşı atmış oldu.
A Millilerimizin ilk 11; Altay – Zeki Çelik – Samet Akbaba – Çağlar Söğüncü – Merih Demiral – Ferdi Kadıoğlu – İrfan Can Kahveci – Salih Özcan – Orkun Kökçü – Barış Alper – Deniz Gül’den oluştu.
Bu ilk 11’e ikinci yarı oyunun gidişatında maç 2 - 2 eşitliğe geldiğinde, Ferdi Kadıoğlu – Deniz Gül – Salih Özcan – Merih Demiral ve İrfan Can Kahveci kenarıya gelerek, takviye ve taze güç, dinamizm katacak, Yusuf Sarı – Mert Müldür – Yusuf Akçiçek – Atakan Karazor ve Mustafa Eskihellaç oyuna dahil oldu.

Aslında Teknik Direktörümüz Vincenza Montella dahil her oyuncumuzun kendisine ait farklı bir hakiyesi vardı maçın öneminde.
Aslında maç hangi sonuç ile sona ererse ersin puansal açıdan hiçbir önemi yoktu. Çünkü 2 takımda turnuva öncesi koymuş oldukları hedeflerine bu maç öncesinde çoktan ulaşmışlardı.
İspanyollar açısından, yenilmemek ve dahi berabere dahi kalmamak hatta gol yememe prestijine çıkmışlardı bu maçta.
Milli takımımız açısından da, İspanya’da dünyanın 1 numarasına gol atmak ve puan veya puanlar alma ve ilk maçta Konya’da 6 – 0’lık o kötü mağlubiyeti unutturma, telafi etme maçıydı.
Montella açısından bakarsak o 6 – 0’ın kaza olduğunu göstermesi anlamlı olacaktı. Altay için, ben bu takımın 1 numaralı kalecisiyim diyeceği bir maçtı. Orkun Kökçü Süper Ligde ve Beşiktaş’ta kötü günler geçiriyordu ve bu maç onun için tekrar kendisini bulma maçıydı. Barış Alper sezon başından bu yana Galatasaray yönetimiyle gitme ısrarında sorunlar yaşamıştı ve bu maçta göstereceği performansla bu kötü günlere artık bir son vermek istiyordu. Merih Demiral için ise bu maça Kaptan olarak çıkmak ve kaptanlık sorumluluğu açısından çok önemliydi. Samet Akaydın tekrar Fenerbahçe’deki o eski formda günlerine dönmek istiyordu. Ferdi Kadıoğlu form tutma yolunda epey büyük adımlar atmıştı. Bu maç bunu perçinleyecekti. Çağlar, milli takımın çok önemli bir oyuncusu olduğunu tekrar hatırlatma peşindeydi. Zeki, milli takımımızın sağ defans bölgesini adeta tapulamıştı son maçlarda ve eline geçirmiş olduğu formayı kaptırmak istemiyordu. Salih Özcan milli takımın değişmez 11’inde artık yer bulmak istiyordu. Porto’nun yıldızı Deniz Gül, geleceğin Milli Takımında yer almak için bu maça bu motivasyonla çıkmış oldu. İrfan Can Kahveci kendi takımı Fenerbahçe'de kadro dışı kalmıştı ve bu maçta kendisinin ne kadar etkili bir oyuncu olduğunu göstemesi açısından çok önemli bir ilk 11 içinde yer almıştı.
Genel olarak değerlendirdiğimiz zaman başarıya aç bir milli takım 11’ini sahada gördük Türkiye adına ve bu 11 adeta yedek 11’di diyebiliriz milli takımımız için, güçlüydü, dirençliydi, temaslıydı ve İspanya’yı yoracak bir 11’di sahada ve öylede oldu. A Millilerimiz İspanya’yı adeta açıkçası terlettiler ve yordular.
İspanya’ya karşı dirençli oynamak gerekiyor. Atak geliştirmek gerekiyor. A Millilerimiz İspanya’nın da yenilebileceğini dünyaya gösterdiler ve o kapıyı açtılar. Tıpkı İspanya gibi kısa paslarla yormak gerekiyor İspanya’yı ve dünkü A Milli Takım 11'i gibi dirençli, temaslı ve güçlü bir takım İspanya’yı rahat yener. Bu biz Türkiye içinde geçerli bir durum, Dünya Şampiyonasına doğru ilerler iken ve orada yer alırsak bu gerçeği cebimize koyalım çeyrek yada yarı finallerde demek istiyorum.
Takımımızı çok beğendim. Çokta gol kaçırdılar. Bana göre Avrupa’da şu anda A Milli takımımız oyun açısından ve çok yönlü oyuncular ve sistem açısından çok yönlü bir takım olarak Avrupa’nın ilk 5 takımından bir tanesi, öyle İspanya’da İspanya’ya karşı öne geçeceksin, hatta farkı arttıracak şanslar bulacaksın, hatta son 10 dakikayı 10 kişi oynayacaksın ve yenilmeyeceksin. Bu sonuç dünyadaki her takımın yapabileceği bir şey değildir. Bunun altını çizmek istiyorum.
Play Off rakiplerimizde belli oldu. İsveç – Kuzey Makedonya – Romanya ve Kuzey İrlanda’dan bir tanesi, evimizde oynayacağımız tek maçlı ilk eleme maçında rakibimiz oldu. A Milli takımımız 2 Bulgaristan – Gürcistan ve bu maç İspanya’ya karşı oynamış olduğu son 4 maçtaki oyununu Play Off’un 2 tek maçlık eleme maçlarında da ortaya koysun, Türkiye 2026 yaz aylarında ABD – Kanada ve Meksika’da düzenlenmiş olacak Dünya Şampiyonasında yerini alacaktır. O Maçlar ve bu maçtaki gibi oyun ile Dünya Şampiyonasına gitmek, yüzde 90 oranında gerçek bir öngörüdür. Yüzde 10 ise, futboldaki istenmeyen öngörülemeyen şansızlıklardır diyebiliriz. ( Örneğin maçta kart görme ve oyunda eksik oyuncu ile kalma, önemli oyuncuların sakatlıkları yada cezalı duruma düşülmesi, hakemlerin kötü niyeti yada rakibin 1 atağında şansız gol yeme ve öncesi ile sonrasında düzinelerce kaçırılan goller gibi faktörler gibi gibi, yeter ki bunlar olmasın, milli takımımız tek maçlı elemeli oynayacağı 2 maçıda kazanıp sürklase edecek kaliteye ve güce sahiptir, diyebiliriz. )
Son söz olarak gelecek süreçte önümüzdeki virajlarda başarılar Türkiye, başarılar ‘’ Bizim Çocuklar ‘’, biz daima ve her zaman sizinle birlikte!...

Spain
NUESTRA SELECCIÓN DE FÚTBOL PRODUJO UNA PARTIDA ÉPICA CONTRA ESPAÑA
Nuestra selección de fútbol llegó al partido con una gran madurez. Jugaron con realismo. Se tomaron muy en serio a su rival, España, pero sin timidez.
Nuestro equipo comenzó el partido con nueve sustituciones respecto al encuentro anterior contra Bulgaria, disputado cuatro días antes, con la excepción de Merih Demiral y Ferdi Kadıoğlu.
Abdulkerim Bardakçı estaba lesionado e İsmail Yüksek estaba sancionado. Nuestro seleccionador, Montella, acertadamente, dejó fuera al capitán Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kerem Yılmaz y Kenan Yıldız, previendo que no podrían jugar en la repesca si recibían tarjetas amarillas. Posteriormente, sustituyó a cinco de estos jugadores durante el partido.
Nuestro portero, Uğurcan, también encajó seis goles en el partido anterior contra España, por lo que tuvo que sustituir psicológicamente a Altay Bayındır en la portería para este encuentro.
Los mejores jugadores de nuestra selección en el partido fueron, sin duda, Altay Bayındır y Barış Alper. Francamente, no hubo ningún jugador mediocre en nuestra selección. Jugaron un partido que, en el mejor de los casos, podríamos calificar de bueno.
Nuestra joven estrella de 1,90 metros, Deniz Gül, también figura del Porto, marcó a los 35 minutos de su primer partido internacional contra España, que llevaba meses sin encajar un gol. El once inicial de nuestra selección nacional estuvo formado por: Altay, Zeki Kılıç, Samet Akbaba, Çağlar Söğünçü, Merih Demiral, Ferdi Kadıoğlu, İrfan Can Kahveci, Salih Özcan, Orkun Kökçü, Barış Alper y Deniz Gül.
A este once inicial se unieron a medida que avanzaba el partido Ferdi Kadıoğlu, Deniz Gül, Salih Özcan, Merih Demiral e İrfan Can Kahveci, aportando nueva fuerza y dinamismo a la alineación. Yusuf Sarı, Mert Müldür, Yusuf Akçiçek, Atakan Karazor y Mustafa Eskihellaç también entraron al juego.
De hecho, cada jugador, incluido nuestro entrenador Vincenza Montella, tuvo un papel fundamental en la importancia del partido.
En realidad, el resultado del partido era irrelevante en cuanto a puntos, ya que ambos equipos habían alcanzado sus objetivos previos al torneo.
Para España, este partido representaba el prestigio de mantenerse invictos, incluso empatando y sin encajar goles.
Para nuestra selección, era un partido para marcarle al número uno del mundo, España, sumar un punto y resarcirse de la devastadora derrota por 6-0 en Konya en el partido de ida.
Desde la perspectiva de Montella, habría sido significativo demostrar que la derrota por 6-0 fue un accidente. Para Altay, era un partido en el que podría decir: "Soy el portero titular de este equipo". Orkun Kökçü atravesaba una mala racha en la Süper Lig y en el Beşiktaş, y este partido era una oportunidad para reencontrarse consigo mismo. Barış Alper llevaba desde el inicio de la temporada lidiando con la insistencia de la directiva del Galatasaray en que se marchara, y quería poner fin a esa mala racha con una buena actuación en este partido. Para Merih Demiral, este encuentro era crucial para jugar como capitán y asumir la responsabilidad del cargo. Samet Akaydın quería recuperar su mejor forma en el Fenerbahçe. Ferdi Kadıoğlu había mejorado notablemente su rendimiento, y este partido consolidaría su puesto. Çağlar estaba decidido a demostrar su valía como jugador clave para la selección. Zeki se había adueñado prácticamente del lateral derecho en los últimos partidos y no quería perder esa posición. Salih Özcan ansiaba ganarse un puesto en el once titular de la selección. La estrella del Porto, Deniz Gül, jugaba este partido para asegurarse un lugar en el futuro de la selección. En general, vimos a un once inicial de la selección turca con muchas ganas de ganar, y se podría decir que era prácticamente el once inicial de la reserva. Eran fuertes, resistentes y con gran capacidad de reacción, y eran un once que agotaría a España, y así fue. La agotaron.
Necesitamos jugar con resistencia contra España. Necesitamos desarrollar un estilo de juego ofensivo. Nuestra selección demostró al mundo que se puede vencer a España, y ellos mismos abrieron la puerta. Al igual que España, necesitamos cansarla con pases cortos, y un equipo como el de ayer la vencería fácilmente.
Me gustó mucho nuestro equipo. Encajaron muchos goles. En mi opinión, nuestra selección es actualmente una de las cinco mejores de Europa en cuanto a juego, versatilidad de jugadores y sistema. En España, puedes ir ganando, incluso encontrar ocasiones para aumentar la ventaja, e incluso jugar los últimos 10 minutos con 10 hombres y no perder. Eso no es algo que todos los equipos puedan hacer.
Nuestros rivales en la repesca ya están definidos. Suecia, Macedonia del Norte, Rumania y uno de los equipos de Irlanda del Norte serán nuestros rivales en el primer partido de clasificación a partido único, que se jugará en casa. Que nuestra selección demuestre su valía en los últimos cuatro partidos contra Bulgaria y Georgia, y en este partido contra España, en los dos partidos de clasificación a partido único de la repesca. Turquía competirá en el Campeonato Mundial que se celebrará en Estados Unidos, Canadá y México en el verano de 2026. ¡Éxito para Turquía, éxito para nuestros hijos! ¡Siempre estaremos con ustedes!