Gerçek Sevginin İzinde..
Sevgi dediğin şey kolay sanılır. Ama işte, derinlere indikçe anlıyorsun ki gerçek sevgi, birini özgür bırakabilmektir. "Kendi kararlarını vermesine, kendi yolunu seçmesine izin vermektir. Zor olan budur. Ama gerçek olan da budur."
İnsan sevdiğini tutmak ister. Yanında kalmasını sağlamaya, onu yönlendirmeye, ona en iyi yolu göstermeye çalışır. İçimizde bir korku var... ya giderse? Ya beni bırakırsa? İşte, sevginin en büyük sınavı da burada başlar. Çünkü sevdiğin kişi gitmek istediğinde, onu zorla yanında tutamazsın. Gerçek sevgi, onu olduğu gibi kabul etmektir.
Bak, Jung der ki: "İnsan, kendisiyle yüzleşmediği sürece, kader diye adlandırdığı şey onu yönlendirmeye devam eder.", Sevgi de böyledir. Bir insanı gerçekten seviyorsan, onun kendi kaderini şekillendirmesi için alan açmalısın. Ama çoğumuz bunu yapamıyoruz. Neden? Çünkü sevdiklerimizin bizimle kalmasını istiyoruz. Kendi yolunu seçmesine izin vermek, onun senden kopmasıyla eş değer gibi gelir. Ama asıl dönüşüm işte burada başlar.
Eric Fromm, sevgiyi bir "etkin güç" olarak tanımlar. Ona göre sevgi, yalnızca hissetmek değil, karşı tarafı büyütmek ve desteklemektir. Ama biz sevgiyi sahiplenmek olarak algılıyoruz. Birine bağlı kalmayı, onu yönlendirmeyi ve onun bizim yanımızda kalmasını sağlamayı sevgi sanıyoruz. Oysa gerçek sevgi, kişinin kendi benliğini inşa etmesine izin vermektir. "Sevgi, sahip olmak değil, olmaktır."
Bir kuş düşün. Elinde tuttuğun bir kuş… Parmaklarını sıktığında, ürker, kanatlarını çırpar, kaçar. Daha da sıkarsan, kırılabilir. Ama ellerini açtığında, özgürlüğünü hissettiğinde, belki kalır, belki uçar, ama işte, gerçek sevgi burada başlar. Çünkü kalıyorsa, kalmak onun seçimidir.
Birini özgür bırakmak korkutucudur. Çünkü dönüşecektir, değişecektir, belki de sana geri dönmeyecektir. Ama işte burada, sevgiyi ilahi akış içinde görmelisin. Sevgi sadece iki insan arasındaki bir bağ değildir, insanın yaşamla kurduğu bir ilişkidir. Onu kontrol etmeye çalıştığında, onu zayıflatırsın. Ama serbest bıraktığında, onun gerçek gücünü keşfedersin.
Kadim öğretiler sevgiyi yalnızca romantik bir bağ olarak değil, evrensel bir bilgelik olarak ele alır. İnsan, sevdiği kişiyi bırakmayı öğrendiğinde, kendi özgürlüğünü de hatırlar. Çünkü ilahi sevgi, kişisel beklentilerden arındığında saflaşır. Sevgi evrenin içindeki düzenin bir parçasıdır ve onu sınırlamaya çalıştığımızda, akışından uzaklaşırız.
Birini sevmek, onun kendini gerçekleştirmesi için ona alan açmaktır. Eğer onun kendine dönüşmesine izin veriyorsan, işte o zaman sevgiye gerçek anlamda ulaşırsın. Tutmaya çalıştığında, elinde kalan yalnızca korkularındır. Ama serbest bıraktığında, sevginin hakikatine dokunabilirsin.
Sevgi dediğin şey tutmak değil, bırakmaktır. Çünkü sevgi özgür olmalıdır ki gerçekten büyüyebilsin.
Ve unutma: "Gerçek sevgi, özgürdür." Ve özgür olan sevgi, hiçbir zaman kaybolmaz, yalnızca büyür.
Ersin Ayyıldız