
KORKU DÜZENCİLERİNİN HALKLARI VİRÜSLE HİZAYA SOKMAYA ÇALIŞMASI
Bu gezegen pek çok kez şimdi içinden geçtiğimiz zamandaki gibi
salgın hastalıklara maruz kaldı. Dünya halklarından yüzlerce insan yaşamanı yitirdi. Mevcut
düzenin savaşı yetmeyince birileri bir virüs icat ediveriyor .İnternette, bu
gezegende yaşanan salgın takvimi ile ilgili bir habere rast geldim . Nedense bir tarihden sonra yüzyıl ara ile hep Çin’den çıkmış, bu tür salgınlar. Birileri
bizi kafalıyor. Her yüzyılda bir nesil kırdırılmış. Dünya üzerinde kendilerini
halkların üzerinde gören o kadar hasta kafalı gruplar var ki, bütün dünyayı ve bütün dünya halklarını
kendine hedef seçmiş öyle görünüyor. Yok Çinli’ler yarasa yemiş, yok efendim
pazarlarında çok yabani hayvanlar varmış, inandırıcı bir yalan gibi durmuyor.
Kendini dünya halklarının ve dünya
devletlerinin üzerinde gören bir avuç insan dünyaya kan ağlatıyor, bizleri bir virüsle nasılda evlere tıktılar. Artık
marketlere gitmeyin, işe gitmeyin, arkadaşınıza gitmeyin , annnenize ,babanıza
gitmeyin, çocuğunuzu sevmeyin diyorlar, korku imparatorları iş başında, dünyada
can almaya devam ediyorlar. Allah’a kafa tutmak yaptıkları, açıkça diyorlar ki
“ ben senin hür yarattığın insanı köleleştiririm, ona verdiğin aklı kullandırmam,
korku ile bütün dünya halklarına diz
çöktürürüm ötesi verdiğin canı da ben alırım, daha önce nasıl kölelik sistemlerimi , diz çöktürdüysem onları
nesilden nesile, kendi zenginliğime köle kıldıysam, kanını canını emip onları korkutarak
kurguladığım sistemede razı ederim. ” diyorlar. Vahşi kapitalizmin nefesinin tükendiği bu yüzyılda şimdi dijital
köleliğe geçişe hazırlıyorlar halkları, zincirleri biraz daha daraltmak, onları
iyice düşünemez hale getirmek, kendi istediklerini yapmaya zorlamak için,
insanları çiplemek beğenmediklerini de bir düğme ile imha edebilmek için. Şimdi
uyanma zamanı, virüsden korkarak bütün zincirleri bu alt akılın eline verirsek
gelecek nesillerin hiç şansı olmaz. Biz korktuğumuz yerden doğrulacağız
başlarımızı kaldıracağız yenilmez
yüreklerimizle haykıracağız yüzlerine. Geçecek elbet bu ölümler. Her
teknolojiyi kabul etmek zorunda değiliz, değilsiniz. Teknoloji bize köle
olacak, biz ona değil. Korku tünelinden çıkarak başlayacağız ,başaracağız. Ben
buna inanıyorum, yarın sen inanacaksın, diğer gün milyonlar, bizi dijital
köleleri haline getirmek isteyenler bizim önümüzde eğilsin çünkü biz dünya
halkıyız. Bir avuç asalaktan daha çoğuz daha asaletli ve daha üretkeniz.
Ellerinden paralarını alsan bir şeyleri kalmaz o çok övündükleri alt akılları
bile. Halkları korkutacaklar, devletleri sindiriecekler tek kölelik devleti
kuracaklar güya.
Bizleri
öldürerek, ölümle korkutarak, dünyayı
açık hava hapishanesine çevirerek bizi
ikna edeceklerini sanıyorlar. Biz bu kadar zavallı mıyız? Her ürettikleri virüse de ilginç adlar veriyorlar çünkü her
icat ettikleri virüs onların tanrıları.
Aylardır bütün , korona korana,
dedirte dedirte, Allah’ın adını anmaz hale getirdiler. Bu korku
imparatorlarının tek silahı korkutmaktır. Biz zaten ölümlü olduğumuzu biliyoruz
da kendileri ölümlü olduklarını unutuyorlar.
Dünya halklarında bir jenerasyonun diğer jenerasyonun yaşadığından haber
yok. Peki bu sürekliliği sağlayan
zihniyet veya alt akıl (üst akıl bana göre iyiliğe çalışır) yani şeytani akılın
bu halklara kini nedendir, hepimizin
boynuna geçirdikleri zincir çok mu
uzundur ki birde kısa yaşamlarımızı elimizden almak istiyorlar, o kadar çok
analist dinledim ki hep onlar böyle yapacaklar, şöyle yapacaklar, biz kurbanız
onların hatta kobay fareleri, tavşanları gibi bir şeyiz, bizim aklımız yok,
gücümüz yok, onlar bizi hurra o yöne
sevk edecekler biz hemen tuzağa düşeceğiz, bu yana sevk edecekler tuzağa
düşeceğiz. İyi de bu dünyanın bu alt aklı ile mücadele edecek bir insani aklı
yok mu ? Ne yani
asırlardır bir üst akıl oluşturmadan
yiyip içip üreyip göçtük mü? Eğer bunu yaptıksa milyarlarca insan
başımıza gelen her tür kötülüğü hak etmişiz. Çünkü Allah ‘ın verdiği aklı hiç
kullanmayı akıl etmemişiz. Bize neyi düşündürmek istedilerse onu düşünmüşüz.
Bize sömürü sistemlerini kurmuşlar artık
yeni sömürü düzenimiz bu böyle
yaşayacaksınız demişler hayat böyle deyip günlük yaşam savaşında kaybolmuşuz
Aç ve açık da kalma korkularını sürekli sıcakta tutarak , hiç göz
açtırmamışlar düşünmememiz için servetlerini harcamışlar, bozuk düzenlerini
başlarına yıkmayalım diye bizi her türlü argümanlarla uyutmuşlar, uyutanlar
suçlu da uyuyanlar suçsuz mu? şuanda olduğu gibi bizi yine kurguladıkları yeni
bir sisteme mecbur etmeye çalışıyorlar, yani kurguladıkları dijital sisteme
razı olmamızı istiyorlar.Her dayatmalarını , kuzu kuzu kabul etmişiz. Bu alt akıla karşı üst akıl
oluşturmadık ise, kuklacıların elinde maymuna döndürülmüş isek suçlu sistemli bir şekilde şeytani aklını kullanıp bizi köleleştirenler
mi biz miyiz? Belki de dünya halklarının birleşme, az
mahiyetteki kötü insan güruhuna bir had bildirme zamanı gelmiştir. Ey halklar
birleşin. Kötülüğe karşı birleşin. Sevgide birleşin. Kuklacının kuklasını
kırmak için birleşin. Hepiniz gördünüz dünya küçük bir köy aslında. Sen
dünyanın bir yerinde hasta isen bende burada hastayım.Sen dünyanın herhangi
birinde vatınından evinden atılmış, zenginlerinin savaşının mağduru isen bende
her an olabilirim. Hangi dili konuştuğun,
hangi ırktan olduğun, hangi ülkede yaşadığın önemli değil gördüğün gibi. Çünkü bunlar vatansızdır .Bu gün seni
bana öldürtür yarın seni bana. Gördün mü düşman bir, düşman bu şeytani akıl. Bir üst
akıl kuralım mı ? Hatta üstün üstü bir akıl kurabiliriz. Dünya kaynakları çok,
bu hırsız, kibirli, aç gözlü dünyanın
şeytanileri olmazsa hepimize yeter. Bizi
bize, düşman yapan da bu alt akıldır. Bizi birleştirecek tek güç var ne biliyor
musun ? Cesaret, sevgi, güven, ortak
düşmanı görecek kadar farkına
varabilmek. Belki bu virüs farkındalığımızı getirir bize. O zaman anlarız
ki kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur, Dünya
insanları; kendini üstün gören alt aklın, oyuncakları haline geldiğimizin
farkına var. Sen farkına var ortak düşmanın .Bak gör; dünya nasıl güzel bir yer olacak.
Bu
virüs de geçer gider, daha öncekiler gibi, kanlarımızı canlarımızı alarak gider
, kalbimizi deşerek gider ,soluğumuzu keserek gider ama bilin ki biz virüs den çok güçlüyüz
korkuya ve paniğe kapılmadığımız sürece. Birbirimize yardım ettiğimiz sürece,
birbirimize kol kanat gerdiğimiz sürece. Biz bunları yapacak olursak korku
imparatorları bu dünyada iş yapamaz hale gelir.
Yazdıklarım hayal gibi dursa da
olmayacak şey değil , sadece bir ana bakar halkların uyanması. O an geldiği
zaman bütün korku zincirleri kırılır, üzerimizde kurguladıkları her kötülük
çöker. Ben buna inanıyorum. Sizde inanın. Çünkü bu zor zamanlarda güzel hayaller, sağlam inançlar, insanı güçlü
kılar, amaçlar hayata bağlar, bizler özgür ruhlarız. Özgürlüğü canlarının istediği şekilde verecekleri
yaratılmışlar değiliz. Canları istediklerinde canlarımızı alma özgürlüğünü o alt
aklın, dünyanın efendilerinin (Bana göre şeytanları) ellerinden almalıyız.
Korkmayın, biz dünya halkları
olarak çok kötü günler gördük hepsini atlattık. Diğerlerini atlatırken her kötülükten sonra daha çok köleleştirildik
, zincirlendik. Akıllarımız zincirlendi, fikirlerimiz zincirlendi. Şimdi yine
bizlere karşı aynı suçları işliyorlar biz önceki nesillerden değiliz. Biz
değiştirmeye geldik bütün kötülüğü,
haydi kalk ayağa, göreceksin bir virüs yıkamayacak seni. Dünya üzerinde bu
suçlar işlenirken, aklımızı kullanalım, korkuttukları gibi korkmayalım. İnsanı
köleleştirmenin en basit yolu korkutmaktır. Daha çok ölmeyelim diye, zincirlerimizi iyice
sıkamasınlar diye korkuya dur demeliyiz. Her daim yaptıkları gibi korkularımızdan vurulmayalım.
Haydi kullan Allah’ın sana
verdiği aklı..
Sevdiğim bir yazarın güzel bir
sözü ile bitireyim makalemi : ”Hakk
katında su gibi sevilesiniz “ M.Kaya
Ben bir terim buldum kendi kendime "Akleden kalpler" diye . Aydın diye kabuk ettiğim kişilerin kalplerine bakıyorum . Akıllı ise uyanık ise ve özgür ise ona Eyvallah diyorum. İbrahim ciftici nin videolarını dinle . Sana katılıyorum.
Kaleminize sağlık